MEC FOUNDATION

Kardeşim var uzakta, çok uzakta...
Uluslararası kurban organizasyonumuz, bir diyardaki Müslüman gönülden, ihtiyaç sahibi diğer kardeş gönüle, sevgi, mutluluk, aş taşımak amacıyla 13 yıldır sürdürdüğümüz bir çalışmadır, hayalimiz ve temennimiz gülümseyen yüzbinlere, milyonlara ulaşabilmektir.

Kelime anlamı “yaklaşmak” olan kurban;  dini literatürde ise “kurban kesim günlerinde Allah’a “yakınlaşmak” maksadıyla usulüne uygun olarak kesilen özel hayvanlara denir.
Kurban ibadeti insanlık tarihi kadar eskidir ve Allahü Teâlâ her ümmete kurban ibadetini koymuştur:
“Biz her ümmet için kurban kesmeyi meşru kıldık ki kendilerine (Allah’ın) rızık olarak verdiği (dört ayaklı) kurbanlık hayvanlar (boğazlanırken) üzerine (yalnız) Allah’ın ismini ansınlar. Sizin İlâhınız bir tek İlâhtır; o halde O’na teslim olun. (Resûlüm!) İtaatkâr ve mütevâzi olanları müjdele!”
Kur’an-ı Kerim Hazreti Âdem’in iki oğlunun kurbanından bahseder ve kurbanın kabul olma şartının takva olduğunu bildirir:
“(Resûlüm!) Onlara Âdem’in iki oğlunun gerçek haberini oku: Hani ikisi birer kurban sunmuşlardı (Hâbil koç, Kâbil ekin sunmuştu) da onlardan birinin (Hâbil’in)ki kabul olunmuş, (gökten inen ateş, onun kurbanını yakmış) diğerininki kabul olunmamıştı. O (kurbanı kabul olunmayan Kâbil) bu durumu kıskanarak kardeşine): “Seni mutlaka öldüreceğim.” demişti. (Hâbil de): “Allah, ancak kendisinin emrine uyan/karşı gelmekten sakınanlardan (kurbanı) kabul eder.” demişti.

 

 

Temel hikmeti Allah’a yaklaştıran bir ibadet olan kurbanda Allah’a ulaşan  ancak mü’minin niyet ve takvasıdır.  Bütün ibadetlerde olduğu gibi kurban ibadetinin de asıl gayesi kulu Allah’a yakınlaştırmaktır. Bu yakınlık da ancak kulun niyet ve takvasıyla  mümkün olur.   
“O (kurban)ların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Fakat sizden O’na (yalnız) takvânız (saygı ve itaatiniz) ulaşır. Size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı  tekbir edesiniz  (büyüklüğünü anasınız) diye onları sizin fayda ve hizmetinize verdi. (Resûlüm!) Güzel hareket edenleri (Cennetle) müjdele!”
Fıkıh kitaplarında kurban edilecek hayvanlarla ilgili sıralanan şartları (hayvanın organlarının tam olması, sağlıklı ve sağlam olması… vd) hikmet gözüyle incelediğimizde bütün bu zikredilenlerin kurban kesmekle yükümlü olan kişinin Allah’a karşı saygı ve itaat gereğinin bir yansıması olduğunu görürüz. Yüce yaratıcıya  adanan şanına yaraşır şekilde olmalı.
Ayrıca kesim sırasında Allah’tan başkasının adını anmamak ve ondan başkası adına kurban kesmemek şarttır. Yüce Allah şöyle buyurur:
“(Kesilirken) üzerine Allah’ın ismi (kasten) anılmayan (Besmele çekilmeyen) şeylerden yemeyin. Çünkü o(nu yemek) kesinlikle (Allah’a) itaatsizliktir.”

Kesilirken Allah adının anılması, canı verenin de alanın da Allah olduğu şuurunu bize veriyor ve herşeyin Allah’tan gelip Allah’a döneceğini hatırlatıyor.
İslam’a göre hayat ve ölüm iç içedir. Bundan dolayı İslam medeniyetinin inşa ettiği toplumlarda mezarlıklar gündelik hayatın döndüğü şehir merkezinde yer alır. Dinden yoksun toplumlarda ise ölüm dışlanmakta ölümü hatırlatan mezarlık, kurban vs. hayattan uzaklaştırılmaktadır. Bu dünyanın fani ve geçici olduğunu müşahede eden bir kişi dünya hayatında yanlış işler yapmaktan kaçınacak ve dünya hayatını ahiret endeksli yaşayacaktır. Bu anlamda Kurban ibadeti, ahireti hatırlatır ve ölüm bilincini insanlarda yerleştirir. İnsan kurbanı görmekle geri dönüşü olmayan bir yolu canlı olarak izlemektedir. Bu insanda kula kulluk esaretinden kurtarıp, rabbine ibadetle özgürlüğünü  kazandırır. Her an Rabbin huzurunda olduğunu idrak eden bir kişi ancak rabbine kurban olmayı idrak edecektir.
Bir tevhid ibadeti olan kurban, aynı zamanda adında anlaşıldığı üzere yaklaşma, yakınlaşma ibadetidir. Kurban bize, kime, nasıl ve ne kadar yakınlaşacağımızı öğretir; Allah’a bir tek ilah ve rab olarak yaklaşmak, kula kul olarak yaklaşmak.  Allah’a yaklaşan bir insan, Allah’ın yakınlaşmasını istemediği şeylere uzaklaşmış olur. Zira bir yere yaklaşan bir yerden uzaklaşmış olur. Bu anlamda kurban bir hayat tarzıdır. Hayvana bile nasıl yaklaşılacağı önemlidir. Kurban edilecek hayvana son derece şefkatli davranmak, taşınmasından kesimine kadar incitmemek ve güzel davranmak gerekir.
“Hiçbir kul, Kurban günü Allah katında kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapamaz. Zira kesilen hayvan, kıyamet günü boynuzları, kılları ve tırnaklarıyla gelecektir. Kul, hayvanın kanı yere düşmezden önce Allah katında yüce bir makama ulaşır. Öyle ise onu gönül hoşluğu ile yapın.”
Kurban, takva ve şükür ve Bir olana teslimiyet ve adanmışlık  ibadetidir. (Saffat 37/102-107) İbrahimle sembolleşen teslimiyeti ve bağlılığı Kurban bize hatırlatıyor. Allah’tan başka hiçbir sevgiyi kalbinde barındırmayan İbrahimin teslimiyetine karşılık olarak gönderilen koç ile Hazreti İbrahim’in hatırasını yad ediyoruz. Sahip olduğumuz herşeyi bize bahşeden Rabbimiz bize bir şey emrettiğinde arkamıza bakmadan o emri yerine getirme bilinç ve hassasiyetini gösteriyorsak işte o zaman Hazreti İbrahim’in hatırasını yad etmiş oluruz.

Kurban bir ihsan ibadetidir. İhsan güzel davranmak ve yapılan işi güzel yapmak demek. Bu sebepten dolayı bıçağın keskin olması, hayvana gösterilmemesi, kesim işinin hızlı yapılması gerekir.
Kurban bir tasadduk yardımlaşma,  sosyal dayanışma, yakınlaşma, kaynaşma ve fedakârlık ibadetidir.  Sınırlar gözetilmeden ulaştırılan kurban etleri, kardeşler arasında sevgi, bağlılık çemberleri oluşturuyor ve kendisini unutmayan kardeşleri olduğu gerçeğini hatırlatıyor.
“Onların etinden hem kendiniz yiyin hem de darlık içinde olan fakirlere yedirin.”
Kurban bir tezkiye (arınma), şahsiyeti gözden geçirme, yenileme ve geliştirme ibadetidir. Kurbanla neyi öncelediğimizi test ediyoruz. Adeta kurbanla birlikte nefsimizde barındırdığımız,  besleyip  büyüttüğümüz şahsi çıkar, para- pul- makam hırsı, şiddet, saldırganlık, cimrilik  gibi hayvani güdüleri de kurban ediyor, bir anlamda içimizde yer etmiş bu tür olumsuzlukları kesip atıyoruz.
Sonuç yerine;
Hazreti İbrahim ailesi örnek bir aile olarak karşımıza çıkar Kuran’da. Hazreti Hacer  sırf Rabbi emrettiği için çölde oğlu İsmaille tek başına kalmış, çocuğuna su bulma gayretiyle koşmuş, Allah zemzemi ikram etmiş,  oğul İsmail koşma çağına geldiğinde babası İbrahim’e oğlunu kurban etme emri gelmiş. Emirleri ve yasakları konusunda titiz, dikkatli ve sabırlı davranan takva sahibi kullarını Rabbi mutlaka mükafatlandırır. Nitekim öyle olmuş. Allah İsmail’in yerine koç göndermiş. Hayat Hacer gibi imani koşmadan, İbrahim gibi imani fedakarlıktan, İsmail gibi İmani teslimiyetten ibarettir. Bunu gerçekleştirene Allah zemzemini ve koçunu ikram edecektir. Kurbanın hikmetini idrak edemeyen bir kişi bu ibadeti “modern çağ”da sadakaya veya bursa dönüştürebilir. Bu düşünce aslında kurban (yakınlaşma) ibadetine uzaklaşılarak ibadete karşı bir saygısızlık olup aşağılık psikolojisinden kaynaklanmaktadır.
Özetle Kurban, Allah’tan alıkoyan her şeyi kurban etme ibadetidir.